15.09.2026 TROY GÜNLÜK BÜLTEN

BİR FİYATIN İÇİNDE İKİ ZAMAN

Kıymetli metaller yeni haftaya yine farklı bir denklemle başladı. Ortadoğu’daki gerilimin artması, petrol arzına ilişkin endişeler ve küresel piyasalardaki riskten kaçış altın başta olmak üzere değerli metalleri destekleyebilirdi. Ancak yine gerçekleşmedi. Piyasanın öngörülemezliği kuralları alt üst etmeye devam ederken, küresel anlamda yeni hikayeler eklenmeye devam ediyor. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattını kapatması ve Hürmüz çevresindeki belirsizliğin sürmesi Brent petrolü 108 $ civarına taşırken, enerji fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon endişelerini yeniden güçlendirdi. Petrol yükseldikçe piyasanın gözü jeopolitik riskten çok bunun enflasyona ve dolayısıyla Fed politikasına nasıl yansıyacağına çevriliyor. Fed’in yarınki toplantısı öncesinde faiz artışı ihtimali, piyasanın ana senaryosu haline gelmiş durumda. 

Herkesin merak ettiği konu aynı; Bu, tek seferlik bir ayarlama mı olacak, yoksa yeni bir faiz artırımı döngüsünün başlangıcı mı?

Fakat altın tarafında dikkat çeken başka bir ayrışma daha var. Kısa vadeli yatırımcı yüksek faiz ve yükselen tahvil getirileri nedeniyle altından uzaklaşırken, merkez bankaları alımlarını sürdürüyor. Yani aslında iki farklı altın hikâyesi aynı anda yaşanıyor. Bir tarafta, birkaç hafta ve birkaç ay sonrasını fiyatlayan yatırımcı var. Diğer tarafta ise rezervlerini yıllar sonrasını düşünerek yöneten merkez bankaları. Kısa vadeli yatırımcı “faiz yüksek, altın baskı altında” derken, merkez bankaları fiyat düşüşlerini rezervlerini artırmak için bir fırsat olarak görüyor. Belki de altındaki asıl ayrışma fiyatın kendisinde değil, kimin hangi vadeyle baktığında. Trader birkaç ayı, merkez bankası ise birkaç yılı fiyatlıyor.

Peki bu kez kim haklı çıkacak: birkaç ay sonrasını fiyatlayan piyasa mı, birkaç yıl sonrasına hazırlanan merkez bankaları mı?